Sineye çekiyorum her söyleneni.
Tozu dumana katıp gidiyorsun,toz konduramıyorum ben yine sana .
Görsen şaşırırsın;atmadım diş fırçanı.
O çok sevdiğin sarı kupanın içinde 2 diş fırçası,birbirine yaslanmış duruyor.
Her sabah senin sevdiğin gibi içiyorum çayımı;şekersiz,demli çay;ince belli bardak.
Senin sevdiğin yemekleri yapıyor,sofraları iki kişilik hazırlıyorum.
Hafta sonlarımı sana ayırdım,çalışmıyorum.
Zeytinburnu sahilinde birlikte güneşin doğuşunu izliyoruz Cumartesi’leri.
Pazar günleri de başa sarıp sarıp gidişini izliyorum.
Anahtarını komodinin üstünde unutmuşsun.
Ha unutmadan döndüğünde yadırgama diye baştan söylüyorum evin badana zamanı
gelmiş.Bir değişiklik yapayım dedim, salonumuz artık kül rengi;en sevdiğinden.
Gittin gideli diş macununu ortasından sıkıyorum,yani yaşıyorsun bu evde hâlâ.
bordo kazağını da saklıyorum.
2 gün sonra doğum günün,3 yıl olmuş dün.
Hediyeni diğer iki paketin yanına,çalışma odana bıraktım.
Bende kalan gömleğini de her hafta kirletip,hafta sonu yıkayıp ütülüyorum.
İyi değilim Alaz,
Hiç iyi değilim …
Betül Aslaner
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder